Bugün |


1..

Bu Hafta |


1..

Bu Ay


1..

ALİ BOZDAĞ İLE YAPILAN RÖPORTAJ

ALİ BOZDAĞ İLE YAPILAN RÖPORTAJ
yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
 

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2014-11-15 - 16:40 - Bu haberi 832 kişi okudu.


Mehmet Ali Çabuk\'un Atmani Vakfı hakkında Ali Bozdağ ile yaptığı röportaj. Bu vakıf kuruldu bile. Kamuoyumuz böyle bilsin.

Bozdağlar Ailesinin serecesindeki, Kozan İsyanını bastıran Süleyman Ağa’dan başlarsak;Süleyman Ağa oğlu Şıx Mehmet Ağaoğlu,Hasan Ağa oğlu Ali Bozdağ

…..Aşiretin örgütlenmesi için yola çıktığımızda, yaptığımız tarama sonucundan Maraş bölgemizden Sn. Ali Bozdağ Bey çıktı karşımıza. Malatya Dernek Başkanımız Mehmet Ali Başıbüyük telefon ile bana genel aydınlatma yanında, iletişim bilgilerini de verdi. Ali Bey ile iletişim kurdum ve Topkapı Belediye Tesislerinde buluşma kararı aldık. Yanımızda Adnan Güçlü Atmanoğlu da olmak üzere üçümüz buluştuk.

Ali Bey ile görüşme çok önemli oldu. Güven veren bir kişilik izlenimini kuvvetle veriyordu. Çok içtenlikli idi. Aşiret örgütlenmesinin bir Vakıf çatısı altında olmasına büyük bir coşku ve heyecan ile yaklaştı. Girişimden dolayı şahsımıza büyük saygı duydu. Bu girişim için vaktini, enerjisini harcayacağını, öyle bir belirtti ki, içimdeki kaygıları yok etti. Bizler öyle bir motive olduk ki ‘’kendimizi bulmamızı’’ sağladı.Ben üç yıl önce de aynen bunları kamuoyumuz ile paylaştım. ‘’Sn. Ali Bozdağ ile Kemal Düzova’yı bulunca güven kazandık’’ Diye yazmıştım. Bugün de her iki arkadaşın, her şeye rağmen önlerde yürümeleri o zamanki tespitimin isabetini gösteriyor.

….İşte o günden itibaren Sn. Bozdağ her alanda kendi iradesi ile çalışıp uğraşarak, 03-11-2012 URFADAN RESTAURANT toplantısının yapılmasından, Kurucu Yönetim Kurlu üyeliğinden , Vakıf senedi hazırlanmasına ve arkadaşlar arası ilişkileri geliştirmekten, Aşiret bölgelerini gezerek halkı bilgilendirmeye kadar her alanda düz bir çizgi çizerek, yorulmadan bıkmadan mücadele vermiştir.

Kendilerine aşiret adına teşekkür ediyorum.

Röportaj için Sn. Bozdağ’ın Hadımköy’deki ofisine gittim. Şık bir ofis ortamında, çok iyi bir statüde çalıştığını gözlemledim. Biraz sohbetten sonra ilk sorumu sordum.

-Röportaj yapma isteğimi sürekli ertelediniz. Bunu sebebini hep merak ettim. Neden?

-Öncelikle, hoş geldiniz. Bu röportajların kaynaşmamızda önemli etkisinin olacağını düşündüm. Bu açıdan aşiretimizin yaşadığı farklı cağrafyalardaki kanat önderlerinin,iş adamlarının, akademisyenlerinin röportajlarının öne alınarak yapılmasının doğru olacağına inandım.. Bu röportajların bir çok alanda yararları oldu.

Kimin nerede yaşadığını öğrenmemize katkısı oldu.

Sözlü tarihçemiz ortaya çıktı.

Kültürel dokumuzun birbiri ile uyumunu gözlemledik.

Herkes kendinden bir şeyler buldu anlatılanlarda,

Böylelikle bir farkındalık yaratıldı, ilgi arttı

Yakınlaştık,kaynaştık,bir olduk.

Bu röportajları yaptığınız için, siz Mehmet Ali Çabuk tüm içtenliğimle teşekkür ederim
Ayrıca vakıf kuruluş aşamasına geldik. Her ne kadar kuruluş gecikti ise de, bugün için artık kuruluş aşamasına gelindi diyebiliriz. Vakıf ile ilgili çağrı ve mesajları da artık kamuoyumuza verme zamanı geldi. Bu sebeplerden dolayı röportajı bu güne ertelemiştim.

- Vakfın kuruluşunun gecikmesinde, çok sayıda aşiretlimizin öne çıkmasının rolü var mıydı?

-Zaten asıl sorun bu idi. Bu yapıda yer alma amacınız çok önemli. Bu iş bir gönül işidir, bir sevda işidir. Bu işe sevdası olan kişiler, kimseyi ötekileştirmeden, hakkaniyetten şaşmadan yol alırlar. Ayrıştırıcı olanlar, beklentisi olanlar,’’biz değil de, ben’’ diyenler doğal ayıklanmaya uğrarlar. Vakıf bir vakfetme olayıdır, yani verme olayıdır.Zamanını vereceksin, emeğini vereceksin,bilgini vereceksin ve de maddi imkan yaratacaksın.Aslında 03 kasım biraz erkendi ve eşit temsiliyet yoktu. Biraz da insanların kaynaşması, birbirlerini tanıması,endişelerin ortadan kalkması gerekiyordu. Bu süreçten önce Vakıf kurulsa idi, kuruluştan sonra yaşanacaktı bütün bunlar. Ama artık oturdu taşlar.Bence bu sebepten dolayı gecikme hayırlı olmuştur.Daha sağlam bir temel üstüne oturacak artık bu yapı.

-Evet, bu aşamada küsen, serzenişte bulunan, kendini kasan bir çok insanımız oldu. Ama siz Sn. Bozdağ olarak, ilk başladığınız gündeki gibi kaldınız. Bu duruşu bize yorumlar mısınız?

- Ben bir Atmalı sevdalısıyım. Ve biz bir topluma hizmet amacıyla vakıf kurmak için yola çıktık. Bu işte var olabilmek için sürekli kendinizden bir şeyler vermek zorunda olduğumuzu bilenlerdeniz. Bunu yapmazsanız olmaz, yürüyemezsiniz. Ben Pazarcık Atmalılar Derneği temsilcisi olarak bu sürece dahil oldum. Pazarcık Atmalılar Derneği bir modeldir bu konuda.Şöyle ki; yönetiminde siyaseten ve inanç olarak Aşiretin her kesiminden temsilci olmasına rağmen üst kimlik Atmalılıktır. Bu kimlik ile çok rahat bir araya gelebiliyorlar. Pazarcık’taki 3. Geleneksel Büyük Buluşmada bu birlikteliği çok net bir şekilde gözlemledik.Basit bir örnek vereyim.Bozdağlar la Özdal’lar yıllardır siyaseten farklı partilerde yer aldılar.Ama o buluşmada aynı safta yer aldılar. Buluşmanın olacağı alandaki hazırlıklarda aynı zamanda Dernek Yonetiminde yer alan Salman Özdal Bey fabrikasının tüm imkanlarını seferber etti ve gece yarısına kadar yönetimdeki diğer arkadaşlarla alanda hazırlık calışmalarına katıldı.Diğer taraftan Ali Amca da aynı gece İl dışından gelen Malatya eski milletvekili İbrahim Aksoy,Bitlis’ten Şükrü Kıran ve diğer misafirleri evinde ağırlamakla meşguldu.

-Siz Pazarcıklı Atmalılar Derneği’nin temsilcisi olarak, Pazarcık’taki her düşünce ve inancın temsiliyetini yüreğinizde hisediyor musunuz?

-Evet, kuvvetle his ediyorum ve onun için de Pazarcık’taki her düşünce ve inançtan insanımızın vakıfta temsil edilmesini ve ileride kurulacak olan, Vakfın Pazarcık şubesinde de aynı temsiliyet eşitliğinin olmazsa olmazımız olacağından eminim.

-Ayrıştırmaya şiddetle karşı olduğunuzu ben de izledim. Ancak bunda direten insanlarımız da var. Bunlar için ne dersiniz?

-Bu düşünce kabul görmez. Hiç kimse eğri durarak doğruya ve başarıya ulaşamaz.

2011 yılında, İstanbul’da Pazarcıklıların ikinci bir dernek kurma girişimleri vardı. Tanışma yemeklerine ben de katılmıştım.Genel seçim öncesi olduğu için siyasiler de vardı. Yapılan konuşmalarda inanç ve düşünsellikte ötekileştirme vardı. Atmalılara ve Bozdağlar ailesine çok ucuz eleştiriler oldu Bu atmosferin yarattığı ortam insanları olumsuz etkiledi ve sonuç fiyasko oldu. Bu durum gerçekten bende iz bıraktı. Atmalılık üst kimliğini, düşünsel ve inançsallığın önüne almalı ama, bunu nasıl yapmalıyız diye düşünürken, Pazarcık Atmalılar Derneği Başkanı Salman Ulukütük beni aradı,‘’İstanbul merkezli bir Vakıf çalışmasından bahsetti ve derneği temsilen bu oluşumda yer almamı rica etti.

Derneğimizi dolayısı ile Pazarcıklıları ve özelde ailemi bana yakışan şekilde, hakkaniyet içerisinde temsil etmek vicdani sorumluluğumdur.

İstanbul’da bir çok yöre Vakıflarının varlığı ve onların özellikle eğitim alanında gençlerine yaptıkları katkıları,kültürel dokularını yaşatmak icin etkinlik çalısmalarını,sosyal kaynaşma için düzenledikleri festivalleri, piknikleri,taziye ve düğünlerdeki dayanışmalarını görüyordum ve ‘’Biz neden Vakıfımızı kurarak benzer hizmetleri yapmayalım ki?’’ diye düşünüyordum. Bu gün işte o ortamı yaratma potansiyelimiz gerçekleşmektedir.

Hep beraber yürüyeceğiz ve başaracağız.

Sn. Bozdağ ile tanışmak müthiş bir motivasyon yarattı. Bayram yaklaşıyordu. Çok yoğun bir çalışmadan sonra, ben çalışmalara Malatya’daki kanaat önderleri ile devam etmek için Malatya’ya gittim.

Bu arada Sn. Halit Seyfi Yücel Bey ile, birçok görüşmemizde ve periyodik telefon görüşmelerimizde konu hakkında fikir teatisinde bulunuyorduk. Sn. Yücel’in isabetli görüş ve düşüncelerinden yararlanıyorduk. Sn Ali Bozdağ ile tanışmadan önce, Sn. Yücel’in, ‘’Maraş’a gidelim, Maraş’a gitmemizin örgütlenme için büyük yararı olacak.’’ Demişti. Uygun bir zamanda gitme kararı almıştık. Ancak Sn. Ali Bozdağ ile tanışınca o da ‘’Bayramda Pazarcık’a gelip,Dernek Yönetimimizle,Aşiretlilerimiz ve ulu çınarımız, buyuğümüz,amcamız Ali Bozdağ ile görüşmeniz, hatta bir röportaj yapmanız çok yararlı olacaktır.’’ Demişti. Bu durumda kararımızı öne alarak Sn. Yücel Bey ve eniştem Şaban Bey ile Pazarcık a, Bayramın üçüncü günü gitme kararımızı telefon ile Sn. Ali Bozdağ’a bildirmiştik.

Sn. Bozdağ bize yolda karşılama onuru verdi. Sevincinden uçuyordu desem yeridir. Bizi kendi evlerine götürdü. Aile bir arada idi. Tüm aile bizi coşku ve sevinç ile karşıladı. İşin gerçeği duygulu sevinç yaşadık. Anne Mercan (Mırcey) Hanım bambaşka idi. Gün görmüşlüğün asil hanımlığın bütün izleri yüzünde, mimiklerinde ve konuşmalarından okunuyordu. ‘’Wa Kurmanci deng bıken, Kurmaci a wa karamat a, Kurmanciye le birmakın’’ sözleri gerçekten düşündürmüştü. Bize çok güzel yemek ikramında bulundular.

Sn. K.Ali Bozdağ’ın, Amcası Aşiret lideri, Sn. Büyük Ali Bozdağ Bey’in bizi beklediği haberi gelince de hep beraber kalktık.

Sn. Bozdağ’ın eşi (Sema Hn) bizimle çok olumlu ilgilendi. Bu ilgi karşısında içimden ‘’aşiret kızı’’ diye geçirdim. Biz evden çıkarken bize eşlik edip yolcu etme nezaketini gösterdi. Bu arada kendisine ‘’Sanırım aşiretimiz kızsınız’’ deyince gülümsedi; ‘’Hayır Trabzonluyum’’ Deyince afalladım. ‘’Aşireti benimsediniz mi?’’ Dediğimde de ‘’Evet Trabzonluyum ama Ben Atmalı Aşiretindenim’’ Derken çok da ciddi idi. Bu söylem ve tavırda yücelik vardı.

Not: Bu arada şu noktaya açıklık getirmekte yarar var Amca Ali Bozdağ ve yeğen Ali Bozdağ isim benzerliği karışıklığa yol açtığı için ben yeğen Ali Bozdağ’a ‘Küçük Ali Bozdağ’ diyerek belirginlik kazandırdım.

Sn. Büyük Ali Bozdağ bizi büyük bir vakar ile karşıladı. Memnuniyet duydu. İlk işimiz fotoğraf çekmek oldu. Odası Bayram ziyaretine gelenlerle dolup dolup, boşalıyordu. Aşiret şanına yakışır bir karşılama oldu. Çok uzun bir röportaj yaptık. Ben Amca Ali Bozdağ’dan aşiretimiz tarihi ile ilgili çok şey öğrendim.

Orada bulunan Aşiretlilerimiz ve Dernek Yöneticileri ile de konuştuk. Örgütlenme yolundaki çabalarımıza büyük destek aldık.

Biz ayrılacağımız sırada K.Ali Bozdağ ‘’buraya gelmenizle can suyu verildi. Bu bitki kök salacak’’dedi. Bu sözü unutmam mümkün değil, çünkü tam yerinde söylenen sözler çok azdır.

Ayrıldıktan sonra Sn. Baki Bakış beyi aradım ve ‘’Pazarcık İleri gelenimizi ziyaret ettik’’ diye haber verdim.

….İki gün sonra Baki Bey Bitlis’ten aradı. ‘’Ben Ali Bey Amcamı ziyaret etmeye Pazarcık’a gidiyorum’’ İşte bu harika bir durum yarattı. Aşiret birbirine ısınıyordu.

Sn. Yeğen Ali Bozdağ’ın bu ziyaretlere vesile olarak çok önemli bir mesafe katetmemizi sağladı. Her iki ziyaretin yankısı bu günlere gelişte çok rol oynadı.

-Bundan iki yılı geçkin bir süre önce idi. Amcan Sn Ali Bozdağ İle röportaj yapmaya Sn. Seyfi Yücel ile geldiğimizde bizi evde değil yolda karşıladınız. Bunu sebebi ne idi?

-Bu kültürümüz bizim. Diyardan diyara pısmamlarım geliyorsa, bu bizi coşturur.

-Aile bireyleriniz bizleri öyle bir karşıladılar ve davrandılar ki, sanki yıllar önce kaybettikleri amca veya ağabeylerini bulmuşlardı. Sizce nedir bunun sebebi?

-Yine kültürümüzden kaynaklı olağan bir durum. Bu durum Atmalı oluşun bir gereğidir. Kültürümüz yani, örfümüz,adetimiz ,geleneğimiz,göreneğimiz,bu bizim yaşanmışlığımız. Önceleri tamamen qocabar sonra da nivqoçaqbar oluşumuzun bir gereğidir. Siz bakmayın son yıllarda insanımızın ayrışma moduna girişine , daha benim çocukluğumda bile taziyelerimize ve düğünlerimize Malatya’dan ve diğer yörelerden insanlar gelirlerdi. Çok yakın, yoğun ilişkiler vardı. O ilişkilerin etkisi tamamen silinip gitmiş değil. Tazeliğini koruyor. İşte Aşiret kültürü budur.

-Vakıf çalışmalarına başından beri katıldınız. Ama içtenliğinizden, hevesinizden, hata duygusallığınızda hiç bir şey eksiltmeden devam ettiniz. Nedenini açıklar mısınız.

Tabii işin doğrusu Dernek temsilcisi olarak bu calışmalara başladım, sizinle ve Aydın Güçlü ile tanıştım, saatlerce nasıl olmalı diye konusuyoruz, bir yandan siz Malatya dan en az yirmi beş iş adamından bahsediyorsunuz,diğer yandan Aydın Bey Hasan Bey ve Baki Bey bu işe tam destek veriyorlar, onlar olursa onlarca işadamı olur diyor ben tedirgin oluyorum. Tam da Bayram oncesi Avukat Salman Beyle pazarcığa gidiyoruz.Vakıfta yer almaları icin cağrı yapacagız.Bir de bakıyoruz Nusaybin toplantısına katılanlardan birileri bilgi dezonformasyonu yapmış, yok neden İstanbul muş,yok bu olusumun arkasında başka güçler varmış, gibi bilgi kirliliği,tedirginliğimiz artıyor ama renk vermiyoruz.

İşte sizin roportaj icin gelisiniz,Baki Bey’in gelmesi,kaynaşma, endişelerin azalmasına ve Mütevelli Heyetine Pazarcıktan güçlü katılım olmasına neden oluyor.Ancak diğer yörelerden bu olmuyor maalesef.

Burada Pazarcık’ın bir farkından daha bahsetmek istiyorum, ekonomik durumu iyi olan bu işe katkı sunabilecek Aşiretlimize gittiğimizde bizi, özelde sorun yaşadığı biri de olsa bu oluşuma katkı vereceğini düşündüğü başka bir Aşiretlimize yonlendirdi hep. Bu iyi Atmalıdır, bu size faydalı olur dendi.

…..-Bir işe duygunuzu katmazsanız, hevesinizi, coşkunuzu katmazsanız başarılı olamazsınız. Ben buna inanıyorum. Bu uygulama samimiyetin de bir gereğidir. Duygu, heves, coşkunuzu katmazsanız VAKİT ayıramazsınız, NAKİT ayırmazsanız yol alamazsınız,insanlara ulaşamazsınız.

-Yani duygu,heves ve coşku katmazsanız nakş edemezsiniz.

-Duygu, heves ve coşkularınızı katmazsanız, o işin sanatsal yönü olmaz, nakşı olmaz. Bu Atmalılık sevdası yüzünden, siyaseten yada ailesel olarak bağdaşamadığım, onlarca insana, önümü ilikleyip,ziyaret edip de davayı anlattığım olmuştur.

-Atmalı insanımızın karekteristik bir özelliği var. O da‘’Ben yaparım’’ özelliğidir. Bu özelliğimizden kaynaklanan sorunlar yaşıyoruz. Yola çıktık ama, bu işi başarabilecek miyiz, başaramayacak mıyız.?

-Atmalılığın her ne kadar ‘’Ben yaparım’’ karekteristik özelliği var ise, bunun yanında o kadar da ‘’başladığı işi bitirme’’ özelliği de vardır. Vakıf için başarma kararlılığı ilk günkü kadar vardır.

…..-Kurumsallaşabilir miyiz diye de sordunuz.

-Evet, sormuştum.

-Bakın , kurumsallaşmayı ekonomik, yönetimsel veya inançsal olarak düşünmemeliyiz.

-Ama bunlar da lazım.

-Lazım ama, sonraki süreçte lazım. İlk başta sosyal açıdan kurumsallaşacağız. Toplumsal kaygılar önemsenmeli, amacı ve beklentileri çok kapsayıcı tutmamalı, gerçek amaç ve beklentilerle hareket ederek, olabilirlikleri öne çekerek çalışırsak toplumda balon oluşturmayız. Basitten karmaşığa, azdan çoğa, küçükten büyüğe yöntem ve tekniklerini kurarak sonuçlar alırsak, yapıcılığımıza ve başarabilirliğimize inanç daha çok pekişir.

Aşiret çok geniş bir coğrafyaya yayılmış. Aşiretin Harput kolu, yani Elazığ’dan Antep’e kadar olan Atmi kısmı ile doğuya doğru yayılmış olan Atmaneki kolu arasında farklar da var. Atmaneki kolu daha çok aşiret kültürü yapısını taşıyor. Atmi kolda ise şehirleşme ve kapitalizm ile gelen modernleşmenin etkisi, yurt dışı göçlerle aşiret dokusu gün geçtikce zayıflıyor, feodalite geriliyor. Bu gibi farklılıkları da göz önünde tutarak, analiz ve girişimler yapmak gerekir. Örneğin Hasan Ağa röportajında da öğrendiğimiz gibi bin civarında rusıpi, kanaat önderi, Bav temsilcileri toplanarak ağa seçimini onama veya onamama kararı alabiliyorlarmış. Burada gerçek bir aşiret demokrasisi ve hukuku görüyoruz.

Bu yüzden İlk önce tum ilçe ve il dernekleri geniş temsiliyet esas alınarak kurulup faaliyete geçmeli, tüm organları aktif hale getirilmelidir.Yoksa sadece tabela dernekleri ile yol alamazsınız.Diyarbakırdaki derneğimizin kapatıldığını duyduk.Üzüntü verici bir durum.O kadar insanımız var ve bir derneği yaşatamıyorlar.

Bakın daha da önemlisi İstanbul Bağcılar ilcesinde hem Bitlis Kasrikliler Derneği var hem de Yukarı Atma Köy Dernekleri.,aralarındaki mesafe 1 km. var yok.Ama düne kadar birbirlerinden habersizlermiş.Ha şimdi haberliler de gidip geliyorlar mı ? henüz değil.İnançsal farklılar on plana cıkıyor, kasıyorlar kendilerini, aynı babadan geldiklerini bile bile.Biraz zamana ihtiyac var .

Ama aşiret demokrasisi ve hukuku Atmi kolda da tamamen geçerli imiş. Ali Bey Amcanızın röportajında gördük ki Hukuk tamamen aşiret mahkemesinde görülüyor. Ve ayrıca ağa seçiminde de on iki boy temsilcileri oybirliği şartı ile ağa seçiyorlar (aile içi ve ya kardeşler arasındalık şartı ile).

-Evet,doğru.Ben de Ali Amcanın anlatımıyla öğrendim bu detayı.Ama en son Paşa Yakup Bey bu yolla Ağa secilmiş.Harput kolu dediğimiz Malatya,Maraş.Antep bolgesine hatta Urfa ya yaptıgımız seyahatlerde de gözlemledik bunu.Çok partili döneme gecişle siyaseten ayrışma başlamış ve aşiretin bütünsellik dokusu zayıflamış.Siyaseten inanc sömürüsü de girmiş işin icine biraz.

Mesela Malatya da Aşağı Atma – Yukarı Atma ciddi bir kopuş var.Keza Antep teki Atmalı nüfusu Dernek Baskanlarından alıdığım bilgiye göre kesin olmamakla birlikte,70.000 ile 100.000 arasındadır. Ortak hareket edilebilse hem yerel yonetimlerde hem de mecliste daha etkin temsil edilebilirler.Şu anda sadece Chp milletvekilimiz Sn.Ali Serindağ var.Ama Bu Vakıf calışması,geleneksel hale gelen buluşmalar bu konuda da etkili olacaktır.Birliktelik yeniden sağlanabilecek ve daha üst düzeyde temsiliyetler kendiliğinden gelecektir.

. -Her ne kadar röportajın ilk başlarında dokundu isek de, öğrenmek istediğim eksik kaldı kanısı ile soruyorum; Vakıf çalışmalarının ilk gününden, bu güne kadar çok istikrarlı bir çizginiz oldu. Bu konuda daha belirgin cevaplar alma hakkımı kullanmak istiyorum ne dersiniz?

- Bu sorunuzun cevabi aslında verilmişti ama biraz daha derinlikli cevap istediğiniz anlaşılıyor.

Bu işe adanmak lazım, bireysel bir beklentiniz olmamalı.Bu vakıf ‘’Ben Atmalıyım’’ diyen herkesindir.Bireysel olarak karar almamaya her konuyu en az üç dört kişi ile özellikle buyuklerimizle Vakkas Bey,Baki Bey,Mustafa Bey,Şemsettin Bey lerle, teknik konuları mutlaka Avukatlarımızla tartısarak genelin cıkarını gözetmeye özen gösterdim hep.Bu da hata payını ve fevriliği engelleyen bir mekanızma olusmasını sağladı.Geriye caba sarfetmek kaldı sadece.Şimdilerde Kemal Bey,Kazım Bey ve Avukatlarımızla uyum icerisinde ortak akılla calısıyoruz.İcinden çıkamazsak büyüklerimizi dahil ediyoruz, olay bitiyor.Kafalarda soru işareti kalmıyor.

Yararlı olcagını düşündüğümüz her insanı ısrarla yılmadan dahil etmeye calıstık.Bazen diyorum kendim için bir şey istesem bana soguk yaklaşan bir insanı ikinci kez aramam herhalde.Ama her seferinde AK-EL Vakfı geliyor gozumun onune oradan burs alan cocuklar…ve devam diyorum yılmadan.Bir sorumluluk aldık, bu Vakfı kuracagımıza dair söz verdik insanlara.Olurmu oyle işime gelmedi ben yokum demek.

Bu yüzden Kimsenin küsme lüksü yok. Herkes elini taşın altına sokmalı, herkes gecikmeden çıkıp gelmeli, herkesi kucaklamalısınız. Merkezde kalmayı ve herkese eşit mesafede kalmayı ilke edindik. Bu işte başlarken vermeyi göze aldık. Geceleri saat 03:00 lere kadar oturup on-onbeş tane vakıf senedi örneğini okuyarak, araştırıp inceleyerek en doğrusunu yapmak için çalıştık. 03-11-2012 tarihi çok önemli bir tarih. Sn.Baki BakışBey’e Sn.Aydın Güçlü Bey’e ve siz Sn. Mehmet Ali Çbuk Bey\'e tekrar tekrar tesekkur ediyorum.Çünkü, toplantıya çok kısa bir süre kalmasına rağmen, yeri geldiğinde bir güne iki röportaj sığdırarak, katılımı ve aşiretimizin dikkatini bu toplantıya vermesini sağladınız. Çok erken yapılan bir toplantıydı,yukarıda saydıgım sartlar olusmamıştı doğru temsiliyet sıkıntıları vardı. Beklentisi olan kişiler vardı.Baktı ki beklentisi karşılanmıyor çekip gitti.Ama her şeye rağmen çok mesafe aldık. Herkes bilsinki BU MAYA TUTTU.Geriye dönüş yok. Mümkün de değil artık.

….Biz kaygıları öldürdük.

….Artık ailece görüşüyoruz.

….Biz birbirimizin düğünlerine gidiyoruz.

-Taziyelerimize gidiyoruz.

….Biz değişik yörelerde yaşayan aşiretlilerimize gidiyoruz.

Kobaniden gelen aşiretlimizin acılarını paylaşmaya yaralarını sarmaya,aşiretlimizin duyarlılığını arttırmaya Suruç’a gittik.Oradan gelen bir aşiretlimizin kürtce konusmasını ben Urfa da yaşayanların şivesine göre daha net anladım.Onlar bizim bir parcamız.Ya biz aynı durumda olsaydık onlara sıgınsaydık.Kırılmazmıydık bize sahip cıkmasalardı.

Oraya gidip vicdanlara dokunduk, aşiretlilerimizin empatı yapmalarını sağladık.

….Tabii daha onemlisi en kısa zamanda Botan koluna ziyarete gideceğiz.Baykan Belediye Başkanımız Aşiretlimiz Ali Aydın Bey’i ziyaret edeceğiz, Kasrik’e gideceğiz Baki Bey ve Kazım bey organize edecekler.Van,Ağrı,Diyarbakır bütün bu illerde yaşayan Aşiretlilerimizle Urfa Buluşmasından önce mutlaka temas edeceğiz.Vakfımızın amacını anlatacağız,buluşmalara davet edeceğiz.Van bolgesinden katılım cok zayıf oysa biliyoruz ekonomik durumu iyi olan bir cok aşiretlimiz var.zaman zaman telefonla da görüşüyoruz.Onlara tekrar tekrar çağrı yapacağız.

-Etmi/Etmaneki Aşiretlilerin kaekteristik özellikleri sizce nelerdir?

-Atmalılar birbirlerine benzerler ve hepsi de asi ruhludur. Bir Vakıf Senedi maddesini tartışırken, sanki savaşa gidiyor gibiyiz. Bizim çevremizde söylenen bir söz vardır. ‘’Atmalının suyu serttir’’diye.Tam da öyleyiz.

…..Kimse kendini dışlanmış hissetmesin, kimse ‘’Vakıf çalışmalarında ben geç kaldım’’ diye düşünmesin. Biz şu anda aktif calısan arkadaşlar Gecici Yönetimiz,belirleyiciliğimiz bulunmamaktadır.Sorumluluğumuz Vakfımızı kurup Mütevelli Heyetini Genel Kurul’a cağırmaktır.Sonraki süreçte Mütevelli Heyeti kimi uygun görürse yönetimde onlar olacak. Diğerlerimiz de çeşitli komisyon vb. alanlarda görev alarak çalışmalarımızı yürüteceğiz.

…-Kaç doğumlu sunuz?

-1970 doğumluyum.

- Kaç kardeş siniz.?

-İki anneden dokuz kardeşiz.

- İki anne mi?

-Evet babamız iki evliydi. Öz annemin on üç sene çocuğu olmamış.Bir gün köyde ev yapıyorlarmış. akrabalarımızdan biri ‘’Sen çalış,çalış malını kim yiyecek? Nasılsa biz yiyeceğiz.’’ Deyince çok kahırlanmış.,ağlayarak eve gitmiş.O gün babamdan evlenmesini istediğini, bu konuda izin verdiğini söylemiş ve kendi eli ile babama, görücü usulu ile kız bulmuş, istetmiş. Ancaaaak tam da bu sırada öz annem hamile kalmış. Ama hamileliğini kime inandırabilecek ki? Kimse inanmaz diye söylemiyor.Kendi eliyle düğün günü giydirip süsleyip gelin almaya göndermiş babamı gondermesine ama, gelin alayı gelirken de ineğin altına buzağının yerine afedersiniz sıpayı cekiştiriyormuş ağılda.Fedakarlığın böylesi ancak Türk filmlerinde olur..Babam ikinci evliliğini yaptıktan, altı ay sonra büyük ablam dünyaya geliyor.

- Babanız, Şéx Mehmedin Oğlu Hasan, ya da Hasani Şéxé ne zaman vefat etti?

….-1997 yılında , 73 yaşında vefat etti.

….-Annenizin adını unuttum.

-Mercan,Kürtçesi Mırcé. Annem Kapıderelidir. İbo Ağa’nın torunudur,Mısti İvike’nin kızıdır.İbo Ağa,Osmanlı zamanında Pazarcıkta Müstantik,yani sorgu hakimi.Önemli bir şahsiyet.

-Kapıdere Pazarcık’a bağlı değil mi? Yani on iki boyun içerisinde değiller mi?

.-Hayır onlar ayrı, onlar da Karahasan kokenli . Eskiden Atma Ağalığı Zetkanlı Kosayi Atmiyon’da imiş. Kosayi Atmiyon’u zamanın Boy Beyleri toplanmış o gunun kosullarına gore haklı sebeplerle ağalıktan men etmiş ve gidip 11 kuşak oncesi buyuk dedemiz Karahasan’dan bir oğlunu kendilerine ağalık yapmak üzere vermesini istemişler.Aynı dönemde Karahasan’ın bir oğlu da (Ali Bey)Kapıdereye yerleşmiş.Annem o babadan gelme.Bu gun hala kız alıp veririz Kapıdere ile

-Kosayi Atmiyon yetersiz bir ağa olduğu gibi bir de inek idam etmiş. Resmen ineği asmış. Onbir boyun temsilcileri toplanmışlar, Kosayi Atmiyon’u öldürme kararı alıp öldürmüşler ve Ağalığı da Karahasanlılardan dedeniz Bozo’ya vermişler. O dedeniz sarışınmış. Kürtler sarışınlara bozo ve ya bozık derler. Bende hikayeyi böyle dinledim yaşlılarınızdan.

-Bu inek asma hikayesini bilmiyorum,dolayısı ile yorum yapamam. Beni de sarışın görenler ‘’ben kürdüm’’ deyince şaşırıyorlar, inanmıyorlar ilk başta.

-Ali Bey sahiden siz Türk müsünüz, Kürt müsünüz?

-Ben Kürt oğlu Kürdüm.

Sn. Bozdağ bu sözleri onur duyarak söyledi. Bu sözleri söylerken ki heyecanı beni bile etkiledi. Sormama memnun olmuş bir eda ile coşku ile söyledi.Ve sözlerini şöyle devam etti

-Ancak ırkçı değiliz, bölücü değiliz. Halkların kardeşliğine ve birbirlerine eşitliğine inanırız.mezhep ayrımı yapmayız .Dedem Sünni,nenem Alevi Dedesinin kızı.Ne kadar Sünni isem o kadar Alevi.

-Kaç yılında evlendiniz.?

- 2000 yılında evlendim.

-Kaç çocuğunuz var?

-İki oğlum var.

-Bazen onların Facebook’ta fotoğraflarını izliyorum. Pazarcıkta gördüğümden bu yana sanki biraz asileşmişler. Ne dersiniz?

-Büyüyorlar,enerjileri fazla geliyor.

-Çocuklarla biraz fazla haşır neşirsin sanırım.

-Evet, öyleyim.

-Geçenlerde size telefon ettiğimde cocuklarla atölye sözü geçmişti. Bu ne atölyesi.

-Çocukları yetenek geliştirme atolyelerine götürüyoruz arada.Bizim yetersiz kaldıgımız zamanlar oluyor.Özel eğitimle destekleniyorlar.

-Bende öyle bir intiba edindirdinizki, sanki çocuk gelişimi kitapları da okuyorsunuz.

-Evet, ilgi ile okuyorum ve yararlanıyorum. Sağlıklı çocuk, sağlıklı ailede yetişir diye inanıyorum. Çocuların gelişiminde, kişilik kazanımlarında çevrenin önemi de çok büyük ve en büyük çevre de aile olduğuna göre bunu olumlu yönde çocuklara yansıtmalı.Her şeyden önce gözlerinin içine bakarak onlarla ilgilendiğinizi hissettirmelisiniz.

-Çocuklara ata kültürü de vermeye çalışıyor musunuz?

-Bunu sözlü olarak vermeye çalışıyoruz ancak en doğal şekli ile de , Pazarcık’a giderek veriyoruz. Yani yaşayarak öğrenmelerini sağlıyoruz.

-İşte bu güzel . Bu demektir ki çocuklara ata ocağı benimsetilmiş. Ata kültürü, ata ocağında mayalanır.

03-11-2012 Tarihli toplantıda alınan Vakıf kurma kararından sonra, Vakıf Kurucu Yönetimi oluşturuldu. Ben de o Yönetim Kurulunda görev almıştım. Tam dokuz tane toplantı gerçekleştirerek Vakıf Senedi hazırlamamız çok yoğun bir tempo icinde geçmişti. Tartışmalar, doğal olarak anlaşamamalar, eleştiriler. Yorumlar, özeleştiriler bütün yoğunluğu ile yaşanmıştı. Toplantılara Sn. Bozdağ ve Sn.Kemal Düzova çok çalışarak gelirlerdi. Sanırım öğrencilikteki özellikleri ile geliyorlardı . En çok ikisinin fikri mücadelesi olurdu. Bu ortamda Sn. Bozdağ’ı izlediğim kadarı ile mükemmele yakın sonuçlar belirlemek, Aşiret bölgeleri arası eşit temsiliyet, Vakfa mesafeli duran dernek ve kişilere ulaşmak, toplantılara zamanında gelmek-gitmek. Arkadaşlar arası ilişkiler geliştirmek vbg alanlarında takdire şayan davranışlar sergiliyordu. Bu da kendisine karşı saygı ve sevgi olarak dönüyordu. Örgütlenmelerde bazı kişiler harç görevi görür. Sn. Bozdağ’da bu özellikleri gözlemlemiştim.



-Sn. Bozdağ çocuklarınız kendi aralarında kavga yapıyorlar mı?

-Evet, yapıyorlar.

-Peki Ahmet Abin seni çok pataklıyor muydu?

-Hayır, ailenin en küçük oğlu olmam vesilesi ile olacak ki, babam bana çok töleranslı davranıyordu. Bu da bana güç veriyordu.

Anlam veremediğim başka bir durum da yatılı okulda okumam. 1500-2000 dönüm arazi sürülerle hayvanları ve çobanları olan bir ailenin çocuklarının yatılı okulda okumalarına ne gerek vardı?

Bizler yatılı okurken, gerek Ahmet Abim, gerekse Adnan abim beni hep koruyup kolladılar. Ben yalnız yatmaya korkardım. Ahmet Abim benim yanıma yatardı, üşümemem için üstümü örterdi. Bunun da etkisi olmalı aile bireyleri arasındaki o büyük saygı ve sevgiyinin var olmasında.vehiçbir güç yıkamaz bu bağı.

……-Pazarcık’taki evinize geldim. Ailenizi tanıdım benim ailenizde bir izlenimim oldu. Soruyu istemesen de soracağım. İster cevap ver istersen de verme, Annen sana çok sıcak bakıyordu, Ahmet pervane oluyordu, Ali Bozdağ Bey amcana gittik orada da çok iyi bir statü nazarı ile bakıldı Şahsınıza, Antepte Sn. Seyhun Bozdağ ile muhabbetim oldu ve adınız birkaç kez geçti. Sana karşı özel bir sohbetleri,muhabbetleri sevgileri, güven duyuşları var. Siz bunu his ediyor musunuz?

-Mutlaka , hissediyorum.Çekirdek aile olarak cok bağlıyız birbirimize biraz da özlüyorlar herhalde.Diğer taraftan ben de cok onemsiyorum aile buyuklerimi,Ali Amca ulu bir cınar gibidir benim için.iyi gunde kotu gunde aramaya gayret ederim butun aile buyuklerimi. Hani bir kürt atasözü var, ‘’ ..Heger Hun Nebın Yék Huné Bımrın Yék Bi yek’’ Ben de aile birliğinin bozulmasının yarattığı tahribatı dışarıdan daha net görebiliyorum.Hayatın doğal akışında insanın bu tahribatları görmesi zor olur bazen, görebildiğinde de gec olmuştur artık.Bu yüzden aileyi birleştirme yönünde sürekli çabalar gösteririm, bundan olabilir. Bir aile gücünü kendi iç barışıklığından alır, diye düşünüyorum.Doğduğum topraklara geri dönermiyim bilmiyorum ama Arguvan Atmalı İşadamlarının bıraktığına benzer bir etki bırakmak en büyük onur olur benim için.Yani kalıcı bir eser bırakmak için oncu olmak.

-Etmi/Etmaneki Aşireti de bir akrabalar topluluğudur. Farkı geniş olması. Ailene gösterdiğin bu ilgi ve alakayı aşiret ailesine de göstererek, aşireti bir arada tutma , içsel barışıklığı geliştirme, birlik halde tutarak ileriye taşıma görevini vakıf yolu ile fevkalade yapabilirsiniz.

-Bakın ben kendime böyle bir misyon biçmedim. Sizlerin de bana böyle bir misyon biçmenizi doğru bulmam. Şu anda dar bir alanda bir hedef belirlemişiz. O hedef de Vakfımızı kurmak ve Genel Kurula gitmektir. Bırakalım halkımız kendine misyon biçsin. Halkın önündeki duruşların kıymeti harbiyesi olmamalı.

…..- Sn. Bozdağ Malatya grubunu Pazarcıklılarla kaynaştıran şahsınız oldu. 3.Geleneksel Pazarcık Buluşmasında önemli rol oynadınız. Hatta 4.Geleneksel Antep Büyük Buluşmamızda da rol oynadınız.

-İşte gerçek hiç te öyle değil. Bizler sadece uzaktan gelenleri karşılayıp ilgilendiğimizden size öyle geliyor. Yöre insanımızın yaptığı fedakarlıkları görme olanağınız olmuyor.Tertip Komitesinde fikir ayrılıkları oldugunda devreye girdik . Onların emek ve çabalarını takdir ile karşılıyorum.

-Aydın bir babasınız, sadece aşiretimize değil, tüm ülke çocukları için vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

-Benim açımdan çocuk çiçektir. Çocuklar sevgi ve ilgi ile büyümeli.Saçı bir nebze okşanan çocukların beyinlerinin salgıladığı hormonla daha kolay öğrendiğine dair bir makale okudum gecenlerde.Tüm anne babalara söyleyeceğim şudur.Cocuklarınızı dinleyin, onlara zaman ayırın, konusurken gözlerine bakın,dinlediğinizi hissetsinler.



-Şu dokuz köy olayı vardı, hani basına da yansıyan, sanırım siz dokuz köy dernek temsilcileri ile görüşüp Vakfa katılımlarını sağlamaya çalıştınız. O çabalarınızı sizden dinlesek



-Tabi Malatya’nın geçmişini pek bilmiyorum. Zanedersem okul yapımında bir ayrışma olmuş.

Kendileri ile toplantılar yaptık. Hepside pırıl pırıl insanlar, köylerine bir yardımları dokunsun diye çaba içindeler. Ayrıca bizi yanlış görmediler.Hepsi de örgütlenmenin gereğine inanan insanlar. Ben şuna inanıyorum ki ,onlar da gelecekler ve Vakfımızı sahipleneceker. Gelişleri de bizim için sevinç ve mutluluk olur.



-Bizim özellikle Malatya- Atmé Jor ve Atmé Jér kollarını ilgilendiren bir durum var, şöyle ki; Arguvan Köyleri Vakfı diye bir Vakıf var veAşiretlilerimiz ve dolayısı ile köylerimizin de Vakfı olmuş oluyor. Bu durumda aynı amaçlı iki Vakıf olmuş olmuyor mu?



- Hayır aynı Vakıf olmuyorlar. Vakıflardan birisi sadece Arguvan ve köyleri ile ilgili , ama öteki yani Atmani Vakfı çok kalabalık bir nüfus ve de geniş bir coğrafyayı kapsıyor.

Ancak Arguvan ve Köyleri Vakfı bizim kardeş Vakfımız olabilir. Bize bilgi ve deneyimlerinden yararlanma imkanı sağlar, Karşılıklı maddi manevi yardımlaşarak yola devam edebiliriz. Aşiretlimizin aynı zamanda Arguvan ve Köyleri vakfında olmalarını kazanım olarak değerlendiriyoruz.

Ona bakarsanız Malatya Eğitim Vakfi Kurucu Başkanı Muammer Şahin Bey de Atmalı.Doğanşehir Polat’tan .Aşağı Atmadan gitmişler oraya.Muammer Abinin engin tecrubesi var bu konuda.Kendilerinden istifade edeceğiz.Kotu mü olur.

Aşağı Atma bolgesi ile ilgili de yoğun cabalarımız sonucu temas kurabildik.Hatta ilk kez Antep buluşmasına İkinci Meşrutiyette Elazığdan Mebus secilen Arapgirli Hoca Hüseyin Avni Bölükbaşının torunu Bekir Bölükbaşı geldi.Bu önemli bir adımdır bizim icin. Yine yakında sizinle tanıstırıp roportaj yapmanızı sağlayacagım Halim Bölükbaşı Bey le temasımız var.Hele bir ağabeyimiz var İhsan Akbal, Tam bir Atmalı sevdalısı.Turizmci,onumuzdeki ay gelecek İstanbul’a tanıstıracagım sizlerle.

Bu iş boyle, doğru kişilerle temas kurdunuz mu gerisi geliyor,Vakkas Bey aracılığı ile Battal Gazi Cıplak Bey’i,onun Aracılıgı ile İhsan Akbal Bey’ive sonra Bölükbaşıları ve Aşağı Atma Koy dernekleri ile temas ettik.Ve boyle boyle temas kurmadıgımız Aşliretlimiz kalmayacak.



Yaptığımız dokuz toplantıdan sonra. Vakıf çalışmaları bir takım nedenlerden dolayı durakladı. Yönetim Kurulu Üyeleri arasına soğukluk girdi. Ancak Sn. Bozdağ, herkes ile barışık yaşama prensibini bozmadan devam etti. O günden bu yana üç tane aşiret bölgesine geziler yaparak, arkadaşların kaynaşmasını ve yola devamı için gayret gösterdi. Bu gayret ortada ve görüyoruz. Katılım arttı, Katılımda Bölge kanaat önderlerinin çok büyük bir kısmı (ezici çoğunluk) katkısını sundu. Son bir toplantı ile son nokta konacak sanırım. Burada emeği geçen arkadaşlar var. Onların ve Sn. Ali Bozdağ’ın emekleri için tüm Aşiretimiz adına teşekkür ediyoruz.

-Bu Vakıf kurulacak mı, kurulmayacak mı? Bana ve kamuoyumuza kesin bir cevap verir misiniz.

-Bu vakıf kuruldu bile. Kamuoyumuz böyle bilsin. Bir yardım kampanyası yaptık. Kobani’den gelen aşiretlilerimizin yardımına koştuk. Sizde grubunuzda haber yapmıştınız. Hani Kobani’den gelen bir Aşiretlimize tekerlekli sandalye lazımdı.Kime soylediysek tamam dedi,Pazarcık Belediye Baskanımız Yakup Hamdi Bozdag,Atmalılar Dernek Başkanımız Salman Ulukutuk biz gönderelim dediler ancak Kemal Bey o akşam döndüğünde evde bahsedince eşi Mehtap Düzova Hn.dayanamamış o saatte Urfa’yı ve ben hallettim bile demiş.

Bu vesile ile .Kobani’den gelen akrabalarımıza Urfa’daki derneğimiz aracılığı ile yardım yapılmasında katkı sunan Vakkas Seydi Seyyar Bey’e,Şemsettin Polat Bey’e,Kemal Düzova Bey’e,Nejat Ayaz Bey’e ,Mustafa Mehmet Engin Bey’e,Malatya Atmalılar Derneği M.Ali Başıböyük ve Yönetimine,Gaziantep Mahkanlılar Dern.Baskanımız Hasan Ucar Bey’e ve dağıtımı esansında bize eşlik eden Adem Atmani Bey’e ,Müslüm Atmanoğlu Bey’e, Vahit Akdemir Bey’e ,Haydar Kaya Bey’e sonsuz tesekkurlerim sunuyorum.

- Üç kez değişik bölgelere giderek halkımızla kucaklaştınız. Hatta benim köyüme Goçaryon’a da gittiniz. Fotoğraflarınızı görünce çok da duygulanmıştım. Benim öğrenmek istediğim şu; gittiğiniz yerlede ki halkımız vakıf olayına ne diyor?



….-Taban bu oluşuma çok sıcak bakıyor. Birliğimizi bozmadan, inanç ve düşünce ayrıştırması yaratmadan birlikteliğimizi muhafaza ederek Vakfı kurmamızı canı gönülden destekliyor. Bunu gördük, yaşadık, halkın istekliliğini yerinde tespit ettik. Çok sıcak karşılandık ve bu karşılamalardan etkilendik. Malatya da ki Atmalı İlköğretim Okulu’nun önünde durduğumda şok oldum.Beynime yüreğime kazındı o yazı Orada,tabelada‘’DOĞDUĞUNUZ TOPRAKLAR ,SİZE MİNETTARDIR’’ yazıyordu. Ve Kömürlük Köyünde kırk kişi bizi karşıladı. Burada Mehmet Ali Başıbüyük’ün ve Dernek Yönetimindeki diğer arkadaşların çabalarını unutmamak gerekir.

AKEL vakfında bir toplantı yapmıştık. Şemsetin Abinin onerisi ile,bizimkiler de gorsun etkilensin istemişti.Çok da güzel bir Vakıf binası idi. Bizim de amacımız büyük bir kompleks bina inşa etmek, Öğrenci yurtlarının, açık ve kapalı spor salonlarının, dersliklerinin, Bürolarının, yemekhanelerinin olacağı bir bina .gazete , radyo ve TV istasyonunun olacağı, düğünlerimizin, taziyelerimizin yapıldığı. İŞTE BİZ BUNU YAPMALIYIZ.

…..-Son söyleyeceğiniz bir şey var mı?

-Teşekkür ederim.

-Ben teşekkür ederim.


Röportaj Mehmet Ali Çabuk
Google

Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Habere Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
22973
Güvenlik kodu giriniz
: